İshak Alaton: Türkiye ‘Soykırımı’ Tanısın
İşadamı İshak Alaton bir mektupla TESEV’e, Türkiye’nin sözde Ermeni iddialarını tanıması için çalışma yapması yönünde feryat figan çağrıda bulundu.
Radikal Genel Yayın Yönetmeni Eyüp Can mektubu köşesine taşıdı.
BÖYLE GÜNDEM ÜRETİYORLAR
14 Ocak tarihli yazısında Bulgaristan parlamentosunun eski rejim döneminde ülkedeki Türklere yönelik asimilasyon politikası ile ilgili yayınladığı bir bildiriye dikkat çeken Eyüp Can, buradan hareketle TBMM’nin Ermeni iddialarını kabul etmesi gerektiğini savundu. Can, Bulgar parlamentosunun bildiriyle, kendi geçmişiyle yüzleştiğini iddia ederek, “Biz neden parlamentomuzda geçmişte yaşanan her türlü asimilasyon politikasını açık, açık zikrederek kınamıyoruz?” diye sordu.
ALATON’DAN SKANDAL İFADELER
Can’ın yazısı üzerine harekete geçen İshak Alaton da, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte kurucularından olduğu TESEV Yönetim Kurulu üyelerine bir mektup yazarak Ermeni iddialarının Türkiye’de kabul edilmesi için lobi yapılmasını istedi. Alaton’un Ermeni mektubunu, TESEV’in üyesi olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na da gönderdiği öğrenildi. Alaton, mektubunda “Ayıp oluyor artık. Geçmişi ile yüzleşmekten korkan, büyümemiş, güdük kalmış çocuklar gibi davranmaktan ben yoruldum. Doksan yıl boyunca sayısız günahlar işledik. İskeletleri dolaplara yığıp kapılarını kilitledik… 24 Nisan 2015’e doğru yol alırken alışılagelmiş inkâr politikamıza devam edip kaçacak delik aramaktansa farklı davranalım” dedi.
TECÂHÜL-Ü ARİFLİK BUNA DENİR
Mektubu, sanki birbirlerinden hiç haberleri yokmuş gibi “Eyüp Can’ın yazısından ilham alarak yazdığını” ifade eden Alaton, “Gelin, bizler de sesimizi Ankara’daki parlamenterlerimize duyuralım. Bizlerin, milletin milletvekilleri olduklarını hatırlatalım. Milletin sesini partilerinin yönetimine duyursunlar. İskelet dolu dolapların kapılarını açmamıza yardımcı olsunlar. Bizlere yakışır defin törenleri sonrası bir dakikalık saygı duruşu ile günahlarımızdan arınalım” diye yazdı.
AYNI SENARYO, AYNI TİYATRO
Alaton ve Can benzer bir tiyatroyu daha önce de oynamışlardı. 2008’de Referans gazetesindeki köşesinde “İşadamı İshak Alaton’un ‘yeter’ mektubu” başlıklı yazısında Alaton’un, Anayasa Mahkemesi’nin yabancılara gayrimenkul satışını durdurması kararı ile ilgili bir mektubunu yazmıştı. Alaton o mektubunda da, “Bu paranoya, bu yabancı düşmanlığı, bu gayrimüslim düşmanlığı, bu antisemitizm burada devam ettikçe, bizler bu vasatlığa mahkum insanlar olarak, hayatın kıyısında bir yerlerde kalakalırız” diye yazmıştı.
ALATON’UN FİLİSTİN YORUMU
İshak Alaton, Ortadoğu’nun baş sorunu Siyonist İsrail’i ise hiç tartışma konusu etmiyor. Alaton, Filistin-İsrail çatışması ile ilgili sorunun Siyonist işgalden değil de, Filistinlilerin işsiz olmasından kaynaklandığı görüşünde. Konuyla ilgili bir röportajında Alaton, “İsrail, bugün şahıs başına geliri 20 bin doların üstüne çıkmış. Gazze Şeridi’nde, doğu yakasında yaşayan Filistinlilerin geliri en iyi halde bunun onda biri. Bazı yörelerde her üç Filistinli’den ikisinin işi yok” diyor.
(Yeni Akit)
İşte İshak Alaton’un Radikal Genel Yayın Yönetmeni Eyüp Can’ın köşesine taşıdığı ilgili mektubu:
Neredeyse cumhuriyetle yaşıt bilge işadamı İshak Alaton ‘Ben artık nefes alamıyorum’ diyor.
İshak Alaton bir mektup göndermiş.
Aslında mektup direkt bana değil TESEV Yönetim Kurulu üyelerine.
E o zaman bana ne oluyor?
Bir şey olduğu yok, galiba mektubun müsebbibi benim.
Daha doğrusu geçen hafta sonu yazdığım ‘Peki ya bizim asimilasyon politikalarımız?’ başlıklı yazı İshak Bey’i böyle bir mektup yazmaya sevk etmiş.
‘Biz Türklere gaddar davranmış Bulgaristan’ın bugünkü parlamenterlerini’ geçen hafta aldıkları ‘tarihi kınama’ kararından dolayı, tek kelimeyle ‘kıskanmış.’
Haset etmemiş.
Hemen kâğıt kaleme sarılıp TESEV Yönetim Kurulu üyelerine ‘Ben artık saygınlık arıyorum’ başlıklı bir mektup yazmış.
Bugün okur-yazar mektubu yayımlama günü.
Konu mühim.
Neredeyse cumhuriyetle yaşıt bilge işadamı İshak Alaton “Ben artık nefes alamıyorum” diyor.
Hepimizi özellikle de parlamentoyu bir dakikalık saygı duruşuyla geçmişin günahlarından arınmaya çağırıyor.
İşte İshak Bey’in ‘yardım edin’ çığlığı:
***
Sevgili Dostlarım,
2015’e üç var…
Üç yıl su gibi geçer.
24 Nisan 2015’e doğru yol alırken alışılagelmiş inkâr politikamıza devam edip kaçacak delik aramaktansa farklı davranalım.
Öncelikli hareket edip, boğayı boynuzlarından kavramak için örgütlenelim.
Ayıp oluyor artık…
Geçmişi ile yüzleşmekten korkan, büyümemiş, güdük kalmış çocuklar gibi davranmaktan ben yoruldum.
Sesimizi yükseltelim.
Ülkemize ve toplumumuza saygınlık kazandırmak, gelecek kuşaklara karşı borcumuzdur.
Doksan yıl boyunca sayısız günahlar işledik.
İskeletleri dolaplara yığıp kapılarını kilitledik.
Doksan yıldır, kafamız kuma gömülü, dünya kör ve sağır diyoruz.
Gerçeklerle yüzleşmekten korkuyoruz. Bizlere korkmayı öğrettiler.
İskeletler, dolap içinde çürüdüler, yayılan kokular dayanılmaz hale geldi.
Ben artık nefes alamıyorum. Ya sizler?
Bari diyorum, ufak komşumuz Bulgaristan parlamentosundan ders alalım.
Bu mektubu, 14 Ocak 2012 günü Radikal gazetesinde Eyüp Can’ın makalesini okuduğumda, ilham alarak kaleme sarıldım.
Makaleyi ilişikte dikkatinize sunuyorum.
Biz Türklere karşı gaddar davranmış Bulgaristan’ın bugünkü parlamenterlerini kıskandım.
Gözümde yüceldiler, saygınlık kazandılar.
Ben, geçmişte bizlere karşı günah işleyen Bulgarları affettim.
Bulgar milletini topyekûn suçlu görmeyi düşünmedim.
Gelin, bizler de sesimizi Ankara’daki parlamenterlerimize duyuralım. Bizlerin, milletin milletvekilleri olduklarını hatırlatalım.
Milletin sesini partilerinin yönetimine duyursunlar.
İskelet dolu dolapların kapılarını açmamıza yardımcı olsunlar.
Bizlere yakışır defin törenleri sonrası bir dakikalık saygı duruşu ile günahlarımızdan arınalım.
Böylece, geçmişimizle barışalım, kurbanların ruhlarını şad edelim. İsteyenler mezarlarına birer karanfil bıraksınlar.
“Babaların günahını çocuklarının ve torunlarının omuzlarına yüklemek, adil insana yakışmaz” derdi lisedeki felsefe hocam.
Hepsi öbür dünyaya göçmüş birkaç insanın günahlarının hesabını bizden kimse sormuyor.
Cesaret fakiri, gerçeklerden kaçan bir toplumun ferdi olmaktan yoruldum.
Ben artık saygınlık arıyorum.
Saygınlığa çok önem veriyorum.
Bana yardım ediniz.
Sevgilerimle, İshak Alaton
(Radikal)
Facebook Profilinde Paylaş
Ekleyen by : admin
Yorumlar : Yorum Yok
Etiketler :


